Bütün Dünyadaki Kavmlara

Anasayfa Din MAFYALARI Kronoloji Sitemap

ANASAYFA

Din MAFYALARI (Kitap)

ÖNSÖZ

KRONOLOJİ

  BÜTÜN   DÜNYADAKİ KAVMLARA

İkinci Bir İspat

ORGANİZASYON ve  ALLAH

Belki Dinlerler

MAHKEME TUTANAKLARI

Organizasyona bir Mektup

AH ŞU ONLAR     YOKMU!

ALLAH BİZİ Mİ KULLANIYOR?

MUSEVİ    HIRISTİYAN MÜSLÜMAN

İnanan ve İnanmayanlarla Sohbet

NEDEN İKİYÜZLÜLÜK !

BİZ NEREYE GİDELİM?

Çok Önemli Bir Gün

yeni4 Sadakat

Suçunu İtiraf Edecek! yeni4

SİTEMAP

Bütün Dünyada Oturan Kavimlere, Milletlere ve Dillere ! 16 Haziran 2004

Böyle bir başlık altında yazılan bu mektup, zamanımızdan binlerce yıl önce yaşamış, dünya hâkimi olan bir kralın, bütün dünyadaki milletlere ve dillere olan duyurusuydu. Bu yazı Mukaddes Kitap diye bildiğimiz, (Tevrat, Zebur, İncil) Daniel kitabının 4’üncü babında geçer. İsmi Nebukadnessar olan bu krala Allah gelecekte bütün insanlığı ilgilendiren bir rüya gösterir. Sözü edilen bu rüya sadece o kralla ilgili olsaydı, kral bunu “bütün dillere, milletlere ve kavimlere” diye belki de ilan etmezdi. Haydi, kral ilan etse bile, bu sözler Daniel peygamber tarafından Kutsal Kitaba yazılmazdı, çünkü rüya peygamberlik niteliği taşıyor. Yalnız bunlar da değil, bizi böyle düşünmeye iten daha başka nedenler de var. Kısacası anlatmak istediğim şeyin en önemli yanı, bu rüyanın bizim zamanımızda gerçekleşecek olmasıdır. Bütün bu yazılanların doğruluğunu anlamak için, elinizde Allah’ın sözü olan Mukaddes Kitabın (Tevrat, Zebur, İncil) olması size çok yardımcı olacaktır. Mukaddes Kitapta Daniel diye bilinen peygamber, Müslüman âleminde Danyal diye bilinmektedir. Kuran bu konuyu ele almamış fakat Ali İmran suresinin 93’üncü ayetinin son kısımlarında şöyle yazar: ...De ki: Eğer gerçekçi kişilerseniz, Tevrat’ı getirin de onu okuyun” demekle Allah’ın sözünün bölünemez bir bütün olarak ele almamız gerektiğini destekler ve bunu birçok ayetlerle de vurgular.

Burada sözünü ettiğimiz o zamanın Babil kralı Nebukadnessar, M.Ö.605 yılında kral olmuş ve 43 sene krallık yapmış. Babil İmparatorluğunun en parlak dönemi onun zamanında yaşanmıştır. Babil ise o zamanın dünya hâkimi rolündeydi. Şimdiki Amerika Birleşik Devletlerine de benzetilebilir. Bu durum M.Ö.516 yılında Med ve Pers imparatorluğunun Babil’i ele geçirmesine kadar da sürmüş. (Sözü geçen bu tarih sadece Mukaddes Kitap araştırması sonucu elde edilmiştir. Tarihler konusunda en güvenilir kaynak odur, çünkü Allah’ın sözüdür. Ancak bizlerin yorumlarında yapılabilecek hataları da unutmamak şartıyla.)

İlerde bütün insanlığı ilgilendirecek bu rüyayı Babil kıralı Nebukadnessar Daniel kitabının bap 4 ayet 4 den itibaren şöyle yazmasıyla başlar:

Ben, Nebukadnessar, evimde rahat, ve sarayımda refah içindeydim. Beni korkutan bir düş gördüm; ve yatağım üzerinde yatarken düşüncelerimle görümlerim beni ürküttü. Rüyanın ne anlama geldiğini açıklamaları için Babil’in bütün bilgelerinin (hikmetlilerinin) yanıma getirilmesini buyurdum. Sihirbazlar, yıldız bilimciler, falcılar yanıma gelince, gördüğüm rüyayı onlara anlattımsa da ne anlama geldiğini açıklayamadılar. Sonunda ilahımın adından gelen Belşatsar adıyla çağırılan ve kendisinde kutsal ilahların ruhu bulunan Daniel yanıma geldi. Gördüğüm düşü ona anlattım. Ona şöyle dedim: Ey sihirbazların başı Belşatzar, sende kutsal ilahların ruhu olduğunu, her gizi açıklayabileceğini biliyorum. İşte gördüğüm düş: Ne anlama geldiğini bana açıkla.

Yatarken gördüğüm görümler şunlar: Dünyanın ortasında çok yüksek bir ağaç gördüm. Ağaç büyüdü, güçlendi, boyu göklere erişti. Dünyanın dört bucağından görülüyordu. Yaprakları güzeldi, herkese yetecek kadar bol meyvesi vardı. Yabanıl hayvanlar gölgesinde barınıyor, gökte uçan kuşlar dallarına tünüyordu. Her canlı ondan besleniyordu. Yatağımda yatarken gördüğüm görümlerde gökten inen bir gözcü, kutsal bir varlık gördüm. Yüksek sesle, ağacı ve dallarını kesin, yapraklarını yolun, meyvesini atın diye bağırdı, altında barınan hayvanlarla dallarına tüneyen kuşlar kaçsın. Ama köklerin bulunduğu kütüğü demirle, tunçla çevreleyip, yerde, otların içinde bırakın. Göğün çiyiyle ıslansın, hayvanlarla birlikte yerdeki ottan pay alsın. Ondaki insan yüreği değiştirilsin, yerine hayvan yüreği verilsin. Üzerinden 7 vakit geçsin. Bu yargıyı gözcüler, kararı kutsallar verdi. Öyle ki, her canlı yüce olanın insan krallıkları üzerinde egemenlik sürdüğünü ve onları dilediği kişiye, en hor görülen birine bile verilebileceğini bilsin.

İşte ben kral Nebukadnessar’ın gördüğü düş! Şimdi, ey Belşatsar (Daniel) bunun ne anlama geldiğini söyle. Çünkü krallığımdaki bilgelerin (hikmetli adamların, sihirbazların) hiç biri bu düşün ne anlama geldiğini bana açıklayamadı. Ama sen açıklayabilirsin, çünkü kutsal ilahların ruhu var sende.

Daniel Düşü Yorumluyor. Bap 4:19´uncu Ayetten İtibaren

O zaman öbür adı Belşatsar olan Daniel bir süre şaşkın şaşkın durdu, düşünceleri onu ürküttü. Bunun üzerine kral,ey Belşatzar, bu düş de yorumu da seni ürkütmesin” dedi.

Belşatzar (Daniel), “Ey efendim, keşke bu düş senden nefret edenlerin, yorumu da düşmanlarının başına gelseydi!” diye karşılık verdi. “Büyüyen, güçlenen, boyu göklere erişen, dünyadaki herkesçe görülebilen bir ağaç gördün. Yaprakları güzeldi, meyvesi herkese yetecek kadar boldu. Yabanıl hayvanlar altında barınır, gökte uçan kuşlar dallarına tünerdi. Ey kral, o ağaç sensin! Sen büyüdün, güçlendin. Büyüklüğün giderek göklere erişti, egemenliğin dünyanın dört bucağına yayıldı. Sen, ey kral, bir gözcünün, kutsal bir varlığın gökten indiğini gördün. Ağacı kesip yok edin, ama köklerin bulunduğu kütüğü demirle, tunçla çevreleyip yerde, otların içinde bırakın. Göğün çiğiyle ıslansın; üzerinden 7 vakit geçinceye dek yabanıl hayvanlarla birlikte pay alsın diyordu.

Ey efendim kral, düşün anlamı ve yüce olanın senin başına getireceği yargı şudur: İnsanlar arasından kovulacak, yabanıl hayvanlarla yaşayacaksın; öküz gibi otla beslenecek, göğün çiğiyle ıslanacaksın. Yüce olanın insan krallıkları üzerinde egemenlik sürdüğünü ve krallığı dilediği kişiye verdiğini anlayıncaya dek 7 vakit geçecek. Köklerin bulunduğu kütüğün bırakılması için buyruk verildi. Bunun anlamı şu: Sen göklerin egemenlik sürdüğünü anlayınca krallığın sana geri verilecek.

On iki ay sonra bunların hepsi kral Nebukadnessar’ın başına geldi. İnsanlar arasından kovuldu. Öküz gibi otla beslendi. Bedeni göğün çiyiyle ıslandı. Saçı kartal tüyü, tırnakları kuş pençesi gibi uzadı. Belirlenen sürenin sonunda ben Nebukadnessar gözlerimi göğe kaldırdım ve kendime geldim. Yüce Olan’ı övdüm. Sonsuza dek Diri Olan’ı onurlandırıp yücelttim. (Daniel 4:34)

agac

Yukarıdaki ayetlerin peygamberlik taşıyan iki anlamı olmalı. Birinci anlamı Nebukadnessar üzerinde zaten harfen yerine geldi. Herhalde 7 sene sürdü ve daha sonra Nebukadnessar sağlığına kavuştu. Fakat Daniel’in yorumundan ikinci bir anlayışa sahip olmamız gerektiğini de anlıyoruz. Çünkü bahsi geçen ağaç Babil idi. Her ne kadar o an için Nebukadnessar Babil’i temsil ediyorduysa da, onun bu hastalığı ağacın kesilmesi;  yani Babil’in yıkılması demek olmadı. Çünkü o zaman Babil hâlâ ayakta duran ve dünyanın dört bir yanına egemen olan ülke durumunu kaybetmedi. Nebukadnessar hasta olmasına rağmen rüyaya göre; hâlâ güçlü, boyu göklere erişmiş, dünyadaki herkesçe görülebilen, yaprakları güzel, meyvesi herkese yetecek kadar bol ve herkesin barınabileceği durumu Babil koruyordu.

O halde biz ağacın kesilmesini, Babil’in kesilmesi ya da yıkımı diye anlamamız gerektiği sonucuna varıyoruz. Kısacası Babil kesildikten sonra üzerinden 7 vakit geçmeliydi. Allah”ın da insan krallıkları üzerinde egemenlik sürdüğünü ve krallığı dilediği kişiye vereceğini bildiren bir süreydi bu. Onun içinde ağacın kökü yok edilmiyor ancak bir vakte kadar çemberleniyor. Allah’ın dileğine uygun bir kral gelene kadar çemberli kalacaktı. Bazılarının iddia ettiği gibi o ağaç Tanrının hükümdarlığını temsil etmiyordu. Yeryüzünde Tanrının hükümdarlığını temsil eden bir hükümdarlık hiç bir zaman olmadı. İsrail krallarının bazılarını Allah’ın seçmesine rağmen bu Allah’ın arzusu değil ancak İsraillilerin isteğiydi. Şahıs olarak memnun kaldığı krallar başa gelmiş olduysa da, Allah buna ancak müsaade etti ama istemedi. Böyle olduğu Mukaddes Kitabın 1.Samuel Bap 12:17 ayetinde açıkça yazıyor. Allah’ın dileğine uygun olan Kralın Mukaddes Kitaptan hiç şüphe götürmez bir biçimde yalnız İsa Mesih olacağını biliyoruz. İncil’in, Resullerin İşleri (ya da Elçilerin İşleri) 17’inci babının 31’inci ayetinde şöyle yazıyor:

Çünkü Allah bir gün tespit eyledi, o günde tayin ettiği adam vasıtası ile dünyaya adaletle hükmedecektir; onu ölümden dirilterek bütün insanlığa güvence vermiştir.

Yani İsa Mesih’ten bahsedilen bu kişinin Kuranda da aynı şahıs olduğunu okuyoruz. Ölümden dirilip, çürüme görmeden Allah”ın katına çıkan ve yaşayan tek odur. Bütün peygamberler ve insanlık ancak kıyamet (diriliş) gününü beklemek zorunda kalacaklardır. (Yuhanna bap 5: 28 ayeti) Fakat İsa Mesih bu zamanı beklemeden Allah O’nu diriltmiştir. Ali İmran suresi 55’inci ayeti de bu konuya ışık tutar.

Bu 7 vakit ne anlama geliyor, ya da nasıl hesaplanmalı? Ayrıca ne zaman başlayacak?

Mukaddes Kitabın en arkasındaki Vahiy kitabının 12’inci babın 6. ve 14. ayetlerinde, 1260 günün eşittir “vakit (yani 1 vakit demek) vakitler (2 vakit) ve yarım vakit olduğunu anlıyoruz. Kısacası vakit vakitler ve yarım vakit 3,5 vakit demek. Her bir vakit bir yıl, yarım vakit de 6ay anlamında. Böylece bir vakit 360 güne eşit. Şimdi, eğer Mukaddes Kitap kuralına göre bir günü bir yıl olarak hesaplarsak ki, bu kural Musa peygamberin Sayılar kitabında bap 14:34 ayetinde ve yine peygamber Hezekiel kitabının Bap 4:6 ayetinde yazmaktadır. Evet, her bir gün için bir yıl olarak hesaplarsak, bu hesaba göre “yedi vakit” 7 kere 360 gün 2520 yıla eşittir. Bu prensipten 7 vaktin ne anlama geldiğini ve ne kadar sürdüğünü açıkladıktan sonra bu 2520 yıllık tarih ne zaman başlamalıydı? Aslında şimdiye kadar olan açıklamalardan, eğer çok dikkat ettiysek bunu anlamak zor olmasa gerek. Ayrıca Mukaddes Kitabı bilmenin ve araştırmanın da gerekliliğini tekrar belirtmek zorundayım. Bu tarih Babil’in yıkımıyla başlayacaktı. Yani M.Ö. 516’da.  Ancak o zaman rüyaya göre o ağaç kesilmiş olup, bundan sonra da üzerinden 7 vakit geçmeliydi.

Niye M.Ö. 516 ?

M.Ö. 586 yılında Yeruşalim kenti Babilliler tarafından ele geçirilir. Süleyman’ın Allah’ın adına yaptırdığı ve günümüzde Ömer Caminin yerinde bulunan Allah’ın mabedi ateşe verilir. (Bu tarih Mukaddes Kitapta bulunmamaktadır. Onun için dünyevi kaynakların yazdıkları tarihten yola çıkıyoruz. Fakat bunun böyle olacağını Allah da muhakkak biliyordu. “En güvenebileceğimiz tarih de bu 586’dır” demekten başka bir şey yapamıyoruz. Ansiklopedik tarihler ve birçok kaynaklar şimdiye kadar maalesef en çok bu tarihi desteklediler)

Allah Yeruşalim kentine ve kendi adına yapılan mabedin üzerine gelecek harabiyeti önceden peygamberleri vasıtasıyla bildirir. Peygamber Yeremya kitabının Bap 25:1 den 11 ayetine kadar yazan en önemli bildirisi bu sürenin 70 yıl süreceğinden bahseder. Kısacası, Allah’ın mabedi ve Yeruşalim yakılıp yıkılacak ve üstünden tam 70 sene geçecekti. Bu da yine Peygamber Yeremya’nın kitabında Bap 29:10’uncu ayetinde yazmaktadır.

Biz bunların noksansız yerine geldiğini biliyoruz. Öyleyse M.Ö. 586 yılında bu olaylar cereyan ettiğine göre 586’dan 70 seneyi çıkarırsak M.Ö. 516 yılına gelmemiz hiç de zor olmuyor. Demek ki Babil M.Ö. 516 da Med ve Persler tarafından ele geçiriliyor, bu da Babil’in çöküşü yani ağacın kesilmesi oluyor. 2520 Yıllık zaman kronometresinin ise bu tarihten itibaren başlaması gerektiğini anlatmak istiyorum. Allah bizlere, bu krala gösterdiği rüya vasıtası ile 2520-516 = 2005 yılında İsa Mesih’in krallığının başlayacağını anlatmak istedi. (Hesaplamalarda milattan önceden milattan sonraya geçişte arada 1 yıl oynarmış. Nedeni ise sıfır diye bir tarihin olmayışı gösteriliyor. Ayrıca elimizdeki tarihi verilerin de yanlış olabileceğini kabul etmemiz gerekiyor!)

İsa Mesih’in kral olması bizzat bizi ve insanlığı niye ilgilendirir?

İsa Mesih’in krallığı gözle görülür bir biçimde gelmeyecek. Çünkü İsa Mesih göklerde yaşayan ruhi bir varlıktır. Nasıl ki Şeytan dediğimiz melek de ruhi bir yaratık olup bizlerin gözlerine görünmüyor, fakat yeryüzünde etkisini sürdürüyor ise, Mesih’in krallığı da gözle görülür bir biçimde gelmeyecektir. İncilin Luka kitabında bap 17:20-21 ayetlerinde bunun böyle olacağını İsa söyledi. Fakat belirtileri ve etkileri bütün yeryüzündeki herkes tarafından görülecektir. (Daniel 7:13-14; Vahiy 1:7; Markos 13:26) İsa’nın göklerde kral olarak hüküm sürmeye başlaması ile İncil kitabının Vahiy denilen son kitapçığındaki peygamberliklerin yerine gelmeye başlayacağını gösteren 3,5 yıllık bir döneme gireceğiz demektir. Yeryüzündeki herkesi etkileyecek sıra sıra korkulu olayların gerçekleşeceğine kendimizi şimdiden hazırlamalıyız. Yine bu 3,5 yıl, ya da 42 ay, ya da 1260 günün sonunda da hemen Allah”ın son getireceğini düşünmeyelim. Çünkü saat ve gün hakkında hiç kimsenin bilgisi olmayacağını defalarca Mukaddes Kitaptan okuduk ve uyarıldık. (Matta 24:36). İki kere dünya savaşı, kıtlıklar, zelzeleler, su baskınları, kanunsuzluğun çoğalması, parayı seven insanlar, zevki Allah’tan ziyade seven bir dünya ruhu, yeryüzünün kirletilmesi, kendilerini Tanrıya bağlıymış gibi gösterip aslında işleriyle Allah’ı inkâr edenler, bize son günlerde yaşadığımızın en büyük alametleri olduğunu da zaten okuyoruz. (Bununla ilgili bazı ayetler:  Matta 24:7   Luka 21:11   Luka 21:26    2.Timoteos 3:2-5 ) Bu olayların eski zamanlardan beri aynı olduğunu savunanlar da var. Bence yeryüzümüzün şu son yüzyıldaki değişiklikleri hiçbir zaman yaşamadığını kabul etmemek için, gerçekten de kör, sağar ve bilgisiz olmak gerekiyor.

Bütün bunlar yeryüzünü etkilerken bizi de etkileyeceği kesindir. Çünkü Vahiy kitabı bütün yeryüzündeki dinlerin o büyük çöküşünden de bahsediyor. (Vahiy 17 ve 18 bapları). Yani yeryüzündeki bütün dinlerin yasaklanışı söz konusu. Yeryüzünde yaşayan kaç kişi bir dine ait değil? Onun için şimdiden ne yapacağımıza karar vermemiz lazım. Çünkü Allah: “Onların içinden çıkın diyor. (Vahiy 18:4) En önemli etki alanı ise bizzat Allah’ın her insanla ayrı ayrı ilgilenmesi olacak. Bu ilgiyi Allah yaratılışımızdan beri zaten gösteriyor, fakat bununla belirtmek istediğim nokta; Allah”ın kötülerle savaşacağı gün, bizzat biz ölüm için mi ayrılacağız yoksa hayat için mi diye kendi kendimize şimdiden sormalıyız? Hiç kimse tesadüfen kurtulmuş ya da Allah’ın gözünden kaçtı gibi bir durumla karşılaşmayacak. Yine Mukaddes Kitaptan peygamber Amos kitabının Bap 9:2-3 ayetlerine lütfen bir bakın.

Onun İçin !

Bu mektup sizleri günahlarınızdan tövbe edip dönmeye teşvik etmek için yazıldı. Yoksa sadece gelecek olan bir sonun tarih bilgisi bize kurtuluş sağlamayacaktır. 1.Timoteos bap 2:4 ayetinde: “Yaratıcımız Allah istiyor ki bütün insanlar kurtulsunlar, ve Allah bilgisine gelsinler” demekle;  ne yapmış olursak olalım, Allah’ın davet ettiği bu ebedi hayata el uzatmamızı istiyor.

Bütün mektupta geçen konuyla ilgili ayetleri, ancak mektup kısa tutulsun diye az olmasına özen gösterdim. Amaç, sizleri Allah”a dua vasıtasıyla araştırma yapmaya özendirmektir. İster bu kritik bir amaçla olsun ister objektif,  fakat araştırın. Hayatımız Allah’ın bizi uyardığı bu hakikatlere bağlı. Ayrıca bu hakikatle ilgili olarak kronolojik cetvel sizlere kolaylık sağlaması amacıyla yapıldı. En önemlisi de, bu mektup hiç bir din ya da mezhebinin desteğiyle yazılmamıştır.

Yine önemli olan bir şey de tarihi rakamlardan ziyade gerçekleşecek olaylardır. Bizler tarihler konusunda açıkça yanıldığımızı görüyoruz, kendim de dâhil olmak üzere. Yapsak yapsak en fazla peygamberliklerdeki alametlere dikkat vermemiz olur ki, bunda da yanılanların çok olduğunu geçmiş zamanlarda gördük.

Ben bu mektup vasıtasıyla Allah’ın yüreklerinizi harekete geçirmesini ve bir şeyler yapma gereği duymanızı temenni ederek hoş ve esen kalın diyorum.

Ağaç

=

Nebukadnessar

Babil

=

Krallık-Hâkimiyet

M.Ö.516’da yıkıldı ve üzerinden 7vakit geçecek.

=

Tanrının krallığı gelene kadar

2520 – 516

=

2005 yılının Eylül-Ekim ayları. İsa Mesih göklerde kral olarak hüküm sürmeye başlayabilirdi ki, bunun o tarihte gerçekleşmediğini sanıyoruz!

Kaynak:Mukaddes Kitaptan (Tevrat-Zebur-İncil) Daniel kitabının 4.Babı

Baş Sayfa